Kelepçe Fantazisi

Merhaba sevgilim.

– Merhaba hayatım, hoş geldin. Aldın mı?

– Neyi?

– Yav neyi olacak, konuşmuştuk ya dün gece.

– Haa onu mu? Aldım aldım. Biraz zor oldu ama alabildim sonunda.kelepce-fantazisi {focus_keyword} Kelepçe Fantazisi kelepce fantazisi

– Neden zor oldu?

– Yav polis misin diye soruyor bütün dükkanlar.

– Ne dedin peki?

– Ne diyim, polisim demek zorunda kaldım sonunda, “rozetimi, kimliğimi evde unuttum” dedim.

– Neyse. Ver bakayım.

– Al al, bak.

– Oo şahane. Amma da ağırmış yav. Anahtarı var değil mi?

– Olmaz mı, kutunun içindedir o da.

– Geçelim mi yatağımıza?

– Yav dur bi yemek falan yiyelim hele.

– Pardon hayatım yaa, kusura bakma, hihihi.

– Ne var yemekte?

– Biftek yaptım.

– Oo benim becerikli karıcığım!

– Hadi soyun, duşunu al ben de sofrayı hazırlayayım.

– Tamam, hadi.

***

– Eline sağlık sevgilim, nefis olmuş valla biftek.

– Afiyet olsun hayatım.

– Getir hele şu kutuyu ben de bakayım bi.

– Tamam.

– Oo ne soğuk yüzlü bir şey değil mi? İnsan tuhaf oluyor yahu.

– Evet yaa.

– Gel bakalım, ver kolunu.

– Dur şimdi olmaz, yatağa geçelim.

– Yav erken değil mi daha? Gelen falan olur.

– Doğru. Biraz vakit geçsin hele.

***

– Seevgiliiim!

– Efendim canım?

– Biliyor musun, ben bir hırsızıım!

– Öyle miii?

– Evet öylee, hem de en azılısından!

– E, bir polis olarak seni tutuklamam gerek o zaman.

– Ama önce yakalaman gerekmez mi hırsızı?

– Doğru lan. Hey hırsız dur, teslim ol!

– Hayıııır, yakalayamazsın beni, pis aynasız.

– Bir de polise hakaret ha! Suçun ikiye katlandı şimdi, bi yakalarsam…

– Sıkıysa yakala. İşte yatak odasına kaçıyorum şimdi!

– Ha ha, kaç bakalım orada kıstırırım seni, ama pencereden falan atlama sakın, valla ölünü bile tutuklarım.

– Hadi yakala.

– Dur, kanun namına teslim ol! Ehehe yakalandın işte. Hiçbir şey söylememe hakkına sahipsin, söylediklerin aleyhine delil olarak kullanılabilir.

– Tamam teslim oluyorum amirim. Lütfen beni dövmee.

– Dövmeyecem, zanlıya kötü muamele kalktı artık bizde, ama başka şey için söz veremem! Uzat bakayım ellerini.

***

– İhihihi. Dur bi dakka soyunayım da öyle tak kelepçeyi.

– Tamam mı? Takıyorum.

– Tamam tamam tak. Ayy ne soğukmuş bu yahu, üşüttü beni. Fazla sıkma etimi ezer sonra.

– Uzat bakayım kolunu şöyle. Hah taktım işte. Yav bu karyola başlığını iyi ki metal parmaklıklı almışız haa, yoksa nereye bağlayacaktık şimdi. Ohh tam “Temel İçgüdü” ambiyansı yakaladık valla!

– Orada kadın erkeği kelepçeliyordu canım.

– Olsun, bizimki de Temel’in içgüdüsü, ha ha ha! Yarın da sen beni kelepçelersin.

– Tamam. Cayma yok ama.

– Yok yok caymam. Hadi biraz diren bakalım, teslim olmuyormuş falan gibi yap da tadı çıksın işin.

– Tamam. Ama pardon hayatım, bi dakka, tuvalete gitmem lazım, bi açsana şunu.

– Dur anahtarı getireyim.

– Çabuk ool, üşüdüm böyle çıplak çıplak.

***

– Yav anahtarı neredeydi bunun, kutuda değil miydi?

– Ne biliyim, orda olması lazım, ben görmedim.

– E, burda anahtar manahtar yook!

– Yok mu? Nasıl yok yav? Şakanın sırası değil şimdi?

– Valla yok! Çıkarıp bir yere falan mı koydun sen?

– Ya şaka yapma çabuk ol, tuvalete gitmem lazım.

– Gerçekten şaka yapmıyorum sevgilim. Kutunun içinde olması lazım ama yok işte.

– Ne diyorsun ya, saçmalama! Çabuk çöz beni.

– Anahtarı bulamıyorum diyorum ya, ciddiyim. Ne yapacağız şimdi?

– Bak kızmaya başlıyorum kes artık şu eşek şakasını.

– Yavrum, şaka yapmıyorum diyorum sana, nereye kayboldu bu anahtar, lan yoksa hiç mi yoktu?

Allah belanı versin Temel. Senin aldığın kelepçe de o kadar olur ancak. Hay içine ediim senin kelepçe fantezinin.

– Yaa, tek ben mi hevesliydim? Asıl meraklı sendin. Kendim için o kadar dolaşır mıydım sanki. Bana kalsa çamaşır ipiyle de bağlardım seni!

– O çamaşır ipi boynuna dolansın senin. Çabuk çöz beni.

– Filimlerde ataçla falan açarlardı, dur bi deneyelim.

– Yav tuvalete gitmem gerek benim. Allahım nedir bu başıma gelen.

– Yok, olmuyor hayatım, açılmıyor bu, açılacak gibi de değil.

– Çok iyi, şahane! “Rezalet azzz sonra!” Ellerim açık olsaydı alkışlardım şimdi seni avuçlarım patlayıncaya kadar.

– Sevgilim ne yapabilirim? Sen de atılmasaydın hemen kelepçele beni diye!

– Çıldıracağım şimdi, çabuk çöz beni beniiiii!

– Bağırma lan, ayağa kaldıracaksın apartmanı!

– Yav sıkıştım, üşüdüm, şu halime bak. Ühü ühü ühü!

– Sus tamam, bakacağız bir çaresine. Çekiç falan var mıydı evde?

– Yok. Olsa bile nereye vuracan çekiçle, bileğimi mi ezeceksin?

– O da doğru. Dur biraz düşüneyim. Bu arada çok seksi görünüyorsun sevgilim, kelepçe ve stres yakıştı sana. Ne dersin, devam edelim mi ha?

– Yuh Temel! Yani yuh kere yuh!!! Ben ne derdindeyim sen neyin peşindesin!

– Tamam da sevgilim hazır kelepçelemişken diyorum yani! Boşa mı gitsin bu kadar emek?

– Hayvansın, ne diyim? Ne hayvanı, hayvanlara yazık, tam bir et kafasın, et kafa. Sus da çabuk çöz beni.

– Valla bu iş zor sevgilim, yani benim yapabileceğim bir şey yok.

– Ee, senin yapabileceğin bir şey yok da kimin var? Kelepçeyi satın aldığın dükkanı arasana, belki onlarda vardır yedek anahtar ya da maymuncuk falan gibi bir şey.

– Yav bu saatte açık olur mu kelepçeci dükkanı, nöbetçi eczane mi bu? Hem numarası falan yok ki ben de. Yarın gider sorarım.

– Yarına kadar böyle mi kalacağım ben. Allahım yarabbim. Yav tuvalete gitmem lazıııım, ühü ühü ühü!

– Çilingir çağırsak onlar da açamaz ki bunu. Polisten yardım isteyelim en iyisi, başka çare yok. Poliste vardır her çeşit kelepçe.

– Ne yaparsan yap da kurtar beni. Rezil olacağız bari tam olsun.

– Sen emin misin şimdi sevişmek istemediğine?

– Temeeeeeeeeeeeel!! Allah belanı versin Temel, koyun can derdinde kasap yağ derdinde.

– Tamam yav, tamam sus bağırma arıyorum polisi.

***

Alo polis merkezi mi?

– Yok hemşerim yannış aradın, uzay merkezi burası NASA, du yu spiik ingliş? Ha ha ha! Evet, polis merkezi, söyle bakalım nedir mevzu?

– Şaşırdım bir an, neyse. Efendim şimdi şöyle bir şey var: Ben dün yolda bir kelepçe buldum, eve getirdim. Yarın götürüp karakola teslim etmekti maksadım. Ancak şimdi karım, sen al o kelepçeyi zanlıları nasıl kelepçeliyorlar diye denerken kendini karyola demirine bağla. Anahtarı da yokmuş meğer. Biraz uğraştık ama açamadık. Yardımınızı rica edecektik.

– Haa anladım anladım, kelepçe fantezisi! Yav hemşerim başka hiç fantezi gelmiyor mu aklınıza? Ne biliyim, göbekte çikolata yalama, maskeli sevişme falan? İlle kelepçe olacak diyorsunuz yani.

– Abi yolda buldum diyorum yemin ederim, karım düşüncesiz de al kendini kelepçele yatağa.

– Tamam bir ekip yolluyoruz, hallederler. Şu Temel İçgüdü filmi vizyona gireli beri bir de kelepçe sökme işi çıktı başımıza.

***

– Rezil olduk rezil. Utancımdan dışarı çıkamam ben artık. Getir şu pantolonumu geçir bacaklarıma, üstüme de şu ip askılı bluzumu giydir ötekiler kolumdan geçmez.

– Tamam sevgilim sakin ol. Kimsenin haberi yok henüz. Sadece polise söyledim, onlar gelir halleder şimdi. İnşallah apartmana polis geldiğini kimse görmez, zaten uyumuştur herkes. Aha, geldiler bile.

– İyi akşamlar. İhbarda bulunan siz miydiniz?

– Evet efendim, buyrun. Yatak odası bu tarafta.

– İyi akşamlar hanımefendi, geçmiş olsun. Nasıl bağladınız kendinizi böyle?

– Sormayın, zanlıları nasıl kelepçeliyorlar diye denerken işte böyle…

– Anladım, inşallah açabiliriz. Sakin olun. Ha bu arada, bi daha aklınızda olsun biz umumiyetle kalorifer borusuna falan bağlarız zanlıları.

– Eheh, ne biliyim memur bey.

***

– Yav açılmıyor bu, hiçbir anahtar uymadı. Menşei ne acaba? Hakiki Amerikan mı? Taklit Çin malıysa işimiz zor, bizim elimizdeki anahtarlar uymayabilir. Kutusu falan var mı bunun?

– Var memur bey!

– Hani yolda buldunuzdu?

– Eheh, işte kutusuyla birlikte buldum. Öölece duruyordu bi kenarda.

– Getir bakayım. Yazar bir tarafında hangi ülkeden ithal edildiği. Hah, yazıyor işte ne diyor bakalım: Made in P.R.C… Lan Lütfü hangi ülke bu P.R.C.?

– Yani Çin demek Hasan abi; Çin Halk Cumhuriyeti’nin İngilizce kısaltması. Pablik Ripaplik of dı Çayna.

– Olum Lütfü, senin de bilmediğin şey yok haa! Madem her şeyi biliyon gel şunu da aç bari.

– Abi bizim elimizdeki anahtarlar bu Çin malı kelepçelere uymuyor genelde. Açılmaz bu.

– Ee, ne yapacaz?

– İtfaiye çağıralım abi. Civata keskisiyle kesmek lazım, onlarda vardır.

– İtfaiye mi? Memur bey gözünüzü seveyim. Şimdi binaya bir de itfaiye gelirse nasıl anlatırız konu komşuya?

– Onu fantazi yaparken düşünecektiniz beyefendi; pardon, yani hanımefendi yolda bulduğunuz kelepçeyle oynarken düşünecekti. Bizim elimizden başka bir şey gelmez.

– Allahım yer yarılsa da içine girsem. Şimdi ben kolumda karyola başlığıyla nasıl çıkacam binadan?

– Belki burada halleder itfaiye. Çağırın siz.

– Yav bi sakin ol sevgilim yaa. Ne yapalım başka çare yok. Çağırayım bari itfaiyeyi, 110 muydu onun numarası?

***

– Aloo itfaiye mi?

– Evet, buyrun.

– Efendim bir konuda yardımınızı rica edeceğim. Şimdi ben dün işten gelirken yolda bir kelepçe buldum.

– Ee, n’oldu, kelepçe mi yandı?

– Eheh, hayır. Meraklı karım sen tut o kelepçeyi koluna geçir.

– Haa anladım anladım, kelepçe fantezisi! Tabii açamadınız, anahtarı da yok.

– Yok vallaha fantazi değil, işte ööle oynarken!

– Tamam adresi verin. Metiiin, Orhaan! Olum bir civata keskisi alıp şu adrese gidin, kelepçe fantezisi vakası var yine!

……

İngiltere’de yatak fantazilerini gerçekleştirmek isterken kelepçeyle bağlı kalıp ancak polis ve itfaiyenin yardımıyla kurtulabilen Zoe Comaish ve Stuart Fisher’e ithaf edilmiştir.

Etiketler: